Bugun...
Reklam
Reklam
Kore’de yabancı dostlarla muhabbet

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Baharı bahane edip nehir kenarında buluştuk Japon arkadaşımla. Her zamanki gibi ben düşmüş bir çeneyle konuşuyor, o da tüm Japonluğunun verdiği sükunetle beni dinliyordu. Tam olarak dediklerimin ne kadarını anlıyor diye arada bir yüzüne bakıyordum. Sakince kafasını sallıyor, cümlemdeki son kelimeleri ağır ağır tekrar ediyordu. Bense kafasının içine girip neyi ne kadar anlıyor gerçekten görmek istiyordum.

Laf arasında “Üstüm açık kalmış. Sırtıma yel girmiş” dedim. “Üşümüşsün” dedi. “Hayııır!” dedim, “Üşümek farklı bir şey!” (Yanlış mıyım?) “Sır-tı-ma yel gir- miş!” Harfi harfine beni anlamasını istiyordum. “Çok mu üşümüşsün?” dedi. “Bunun üşümeyle üşütmeyle bir alakası yok. Sırta yel girmez mi Japonya’da?” “Japonya’da öyle bir şey yok” dedi. (Yoksa bizi kandırıyor mu ananeler babanneler?) Dilime kuvvet... “Hani” dedim “Kapı açıktır, pencere de açıktır. Sen ortadasındır.” “Haa evet!” deyince benim gözler parladı ama ardından verdiği cevapla yine başa döndük. “Kapı ve pencere açık olunca ... üşürsün...”

Haydaa! “Tamam üşürsün de nasıl bir üşümedir o? Normal bir üşüme değildir ki...” Tüm gücüyle beni anlamak için uğraşıyordu. Bir süre cereyanda kalmaktan bahsettim. O da ayrı bir muamma oldu onun için. En sonunda pes ettim. “Evet” dedim “Üşüdüm. Çok üşüdüm... Ne kadar üşüdüğümü tahmin bile edemezsin!”

Konuşmamızın başka bir yerinde ciddi ciddi merak ettiği bir soruyu sordu. “Seni en çok ne strese sokar?” Kısaca düşünüp hızlıca cevap verdim. “Yanlış anlaşılmak, birine küsmek, birini küstürmek...” Çok şaşırdı. “Siz Türkler çok samimi duruyorsunuz, birbirinize küstüğünüz de oluyor mu?” “Ya sorma o samimiyet başa beladır, insanı beklentiye sokar, aradığını bulamayınca da küsersin.” Özenerek baktı bir an. “Ne yani? Siz Japonlar küsmez misiniz?” “Biz” dedi “Küsecek kadar samimi olmayız.” Ve devam etti. “Küsecek kadar kimseye yakınlaşmaz, küsecek kadar kimseye kalbimizi açmayız.” Küsmek aslında pek imrenilecek bir fiil değildir ama arkadaş küsecek kadar yakın olmamıza çok özenmişti. Bense küsecek kadar yakın olduğum insanlarla arama küslük gibi bir şey koyduğum için utanmıştım.

***

Yıllar önce tanıştığım içi dışından dışı içinden güzel Avustralyalı bir arkadaşım (sonradan öğrendim ki Nicole Kidman’ın öz kuzeniymiş)la muhabbet ediyoruz. Muhabbet sırasında ortak bir nokta arıyorum ki muhabbet tatlılaşsın. Çocukken seyrettiğimiz televizyon programlarına getirdim lafı. Ne de olsa bütün dünya Amerikan yayınlarını seyrederek büyüdük. “Susam sokağı” diyorum. Pek tepki vermiyor, tebessüm ediyor sadece. “Bill Cosby’ye ne gülerdik” diyorum. “Çok da mesaj içerikliydi.” “Muhtemelen öyleydi.” der gibi bir bakış atıyor. “Lessie vardı hani. Ne sevimli ne iyi kalpli bir köpekti o!” Tam saymaya devam edeceğim... Mahçup bir ifadeyle sözümü kesti. “ Benim annem babam Hippiydi. Bir gün bir karavana atlayıp bir köye yerleşmişler. Evimizde televizyon yoktu. Ben koyunla kuzuyla büyüdüm.” Bir gülme geldi bana. İçimden geçirdim sadece: Sen ne mahçup oluyorsun güzel kardeşim! Koyunla kuzuyla büyüyemeyen ben mahçup olayım!

***

Farklı milletlerden farklı kültürlerden insanlarla fırsat bulup mutlaka muhabbet edin. Hiç bakmadığınız bir perspektiften bakmanızı sağlayacaklar, hiç aklınıza gelmeyen şeyleri düşünmenize vesile olacaklardır. Ama daha kendi insanınızla doğru düzgün muhabbet edemiyor, onun farklı düşüncelerine katlanamıyorsanız, ‘sayenizde’ güzel Türkiyemizin gidecek çoook uzun bir yolu var demektir.



Bu yazı 2147 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Hatice Baris sarizeybek
05-04-2017 01:27:00

Fatmacim beni eskilere goturdun.gulumseyerek okudum guzrl yazini.hasretle opuyorum fatmacim

YORUM YAZ



7 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI