Bugun...
Reklam
Reklam
Kore`de 'Hırssız' anne olmak

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Gamsız denecek kadar hırssız bir insanım. Sırtımda kambur gibi taşıyorum bunca yıldır hırssızlığımı. Bu yüzden oyunda, okulda, iş dünyasında gördüğüm her hırslı insana özenmişimdir. Amerika’yı keşfetmiş de herkesten önce Amerikan rüyasını tadıyor gibilerdir bu insanlar. Onlara baktığımda hırsın zarar da verebileceği gelmez aklıma. Hırsın güç olduğuna, başarı olduğuna inandırırlar beni. (Azim gibi olumlu bir kelimeyle de zaten koyun koyunadır hırs.) Geceleri benim kadar rahat uyumuyorlarsa nolmuş? Bu insanlar mutlu görünmüyorlarsa nolmuş? Halinden memnun kaç insan gördünüz zaten şimdiye kadar?

Bütün hırssızlığıma rağmen tek hırslı olduğum şeyi paylaşmak istiyorum sizlerle: Plan program yapmak! Saatler süren tablolar yapabilirim... Eskiden cetvelle çizerdim hiç üşenmeden... Ama gelişen kırtasiye sektörü bu zevki de elimden alarak tablolu defterler üretti. O zamandan beri de elime cetvel almadım. Ama saatler süren plan programlardan da vazgeçmedim. Günlük-haftalık-aylık-yıllık... Hele hele yıl sonları... Uzayıp giden listelerle kaparım sezonu... Bu yıl piano öğreneceğim diye yazarım listenin başına. (2004’ten beri piano öğreneceğim ben.) Sonra bilgisayar programcılığı gelir.(Kağıt üzerinde uçmak serbesttir çünkü!) İngilizce ve Korece’nin dışında (orda burda ucundan kıyısından temelini attığım) farklı iki dile ağırlık vereceğim derim.(ki dil dediğin zaten nedir, ağırlık verirsin olur biter!) Akıllara durgunluk veren bir senaryo yazacağım’la devam ederim. (Akıllara durgunluk vermek tahmin ettiğiniz boyutlarda olmayabilir tabii.) Bunun sonrasında okuyacağım – anlatacağım - ezberleyeceğim - öğreneceğim - dinleyeceğim - bitireceğim ile devam eden listenin sonuna son senelerde bir madde daha eklendi. “Daha iyi bir anne olacağım!”

Hayatınıza 50 cm boyunda bir insan girdikten sonra artık siz, aynı insan olamıyorsunuz. Evet hala hırssız bir insanım. Ama mesele ‘evlat’ olunca gözünüzü biraz‘cık’ hırs bürüyebilir. Kendi hayatınızda eksik gördüğünüz her şeyi, o minnacık ellerle tamamlamayı arzu edebilirsiniz. O yüzden kendi hayatınızdan fedakarlık ederek tüm enerjinizi onun hayatına yüklersiniz. Hayatınıza giren o 50 cm’lik şey, günden güne uzadıkça yanınızda, kendiniz için olmasa da en azından onun için her şey mükemmel olsun tutkusuyla tutuşursunuz.

Hırssız bir anne olmak imkansız. Hele hele Kore’de... Çevrenizde -çılgınlar gibi- sadece çocuğu için yaşayan anneleri gördükten sonra... Özel bir okula göndermek için oturduğu semtten maddi imkanları el vermese de zengin bir semte taşınanlar... Gitmediği kurs kalmasın diyerekten çocuğu, tekvandodan kemana, resimden baleye gönderenler... Annelik duygusunu bilenler, bu anneleri kolay kolay kınayamazlar. Hangi anne istemez ki çocuğu tekvandoya gitsin, bir erkek gibi kendini korumayı öğrensin, sonra da keman dersine gitsin ki müzikten de sanattan da anlayan naif ve zarif bir adam olsun . İşte böyle ince hesaplamalarla ortaya bir karışım isteriz ki, çocuk mükemmel olsun ve sonunda gelsin bize teşekkür etsin.

Böyle hırslı anneleri maalesef kötü bir süpriz bekliyor. Bir insanın hayatında bu “kendi çocuğunuz bile olsa” ‘ince hesaplama’ diye bir şey yapamıyorsunuz. Bunu kendi hayatınızda yapamamışsınız ki başkasının hayatında nasıl yapacaksınız? Hiçbir çocuk gelip de onu boğduğunuz için minnet duymuyor size. Onu at gibi koşturduğunuz için boynunuza sarılıp teşekkür etmiyor. Depresyona meyilli daha da kötüsü intihara meyilli bir gençlik doğuyor annelerin kollarında. Mükemmel olsun dediğimiz 50 cm’lik şey, 150 cm olduğunda bizim mükemmelliyetçiliğimiz altında eziliyor. Yaşama arzusunu bile kaybediyor.

Dizilerde bol bol rastladığımız bu hırslı anne tiplemesi capcanlı yaşıyor Kore’de. Bugünlerde yayınlanan `아버님 제가 모시겠습니다 / Father I will Take Care of You` dizisindeki hırslı anneyi de belki görmüşsünüzdür. O da bu annelerden sadece biri. Okul birinciliğinden okul üçüncülüğüne düşen oğluna hayatı zindan eden bir anne... Oğlunu SkyDae denen ülkenin en iyi üniversitelerine sokmaya çalışan bu anneyi, bir anne olarak, çok iyi anlıyorum. Ama anne bile olsak bu birinin hayatını karartma hakkını elimize vermiyor.

Başarı ve mutluluk kelimelerini hep birbirine karıştırmıştır insanoğlu. Keşke, en azından, biz anneler, bu iki kelimenin çok farklı manalara geldiğini bilebilsek...



Bu yazı 2538 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



3 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI