Bugun...
Reklam
Reklam
Kore'de doğan gurbetin çocukları – Hemşerim Memleket Nire?

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Yaz zamanı geldi mi burdaki Türk çocuklar başlar Türkiye’den bahsetmeye... Dondurmanın çikolatanın hasını yeme zamanı gelmiştir onlara göre. ‘Ne zaman gideceğiz Türkiye’ye?’ diye elbisemizin ucundan çekiştire çekiştire sorarlar. ‘Daha var.’ der, geçiştiririz. Ne de olsa çocuk avutmak, çocuk oyuncağıdır.

Bilmiyorum nasıl becerdik böyle yetiştirmeyi ama burdaki çocuklar aşırı milliyetçi. İstiklal marşımızı duyunca, bayrağımızı görünce ‘Türkiye! Türkiye!’ diye bağırmaya başlıyorlar. Hadi ‘biz’ diyelim ‘o topraklarda doğduk büyüdük. Bunlara ne oluyor?’ Ne zaman, hangi ara aşıladık bu vatan sevgisini çözemiyorum. Belki de Türkiye’yi her yerden daha çok sevsinler diye, her yaz uğraşılarımızın bir meyvesidir bu. Belki de ninelerin dedelerin şımartmalarının sayesinde kazanılmış bir güzelliktir. Belki de anne babanın ‘vatan’ deyince burunlarının sızlamasındandır.

Hiç abartmıyorum vatan sevgisi çocuklar dünyaya gelmeden çok önceleri başlayan devasa bir problemdi benim için. Kafamı kurcalayan birçok soruyu gamsız gamsız geçiştirirken, çevremdeki anne babaların da benzer korkuları olduğuna şahit oldum. ‘Vatan’ demek ‘çok şey’ demekti bizim için. Çocuklara sayı saymayı, okumayı öğretebilirdiniz ama yılda bir ay geçirdiği bir ülkeyi neden seveceğini, neden sevmesi gerektiğini nasıl öğretecektiniz. Vatan demek çok şey demekti de, bizim doğal bir şekilde yaşayarak hissederek sahip olduğumuz bu vatan sevgisini çocuklara nasıl aşılayabilecektik?

Endişe ve korkularım çeşitli ülkelerden Kore’ye ziyarete gelen (anne babası bulundukları ülkeye işçi olarak yerleşmiş) liseli çocuklarla daha çok pekişti. Bazısı Türkiye’ye karşı hiçbir bağ hissetmediğini söylerken, bazısı kendini artık Türk gibi değil de, doğduğu yerin insanı gibi hissettiğini söylüyordu.

Vatan sevgisi imandandır diye inanan ben, vatan sevgisine sahip olmayanın imanında da eksiklik olacağına kanaat getiriyor, bu çocuklar ve bizim çocuklar dinsiz yetişirse diye içten içe üzülüyordum. Bir vatanı olmayanın bir geçmişi de yoktu. Geçmişi olmayanınsa geleceği... Ne geçmişi ne geleceği olan bu çocuklar, bir süre sonra, kimlik bunalımına sürüklenen kargaya dönmezler miydi? Hikayeyi hatırlarsınız; kartallığa özenen karga, ne kartal olabilir ne de eski günlerdeki gibi karga olarak kalabilir... Kimlik bunalımı peki nelere sebep olur, düşünmek bile istemiyordum. Gidecekleri üniversite, askerlik ve evlilik dahil hepsi ne kadar da bu vatan sevgisine bağlıydı. 

Sonra bir gün ‘vatan’ın kelime manasına rastladım internette. ‘Vatan, bir kimsenin doğup büyüdüğü; bir milletin hakim olarak üzerinde yaşadığı, barındığı, gerekirse uğrunda canını vereceği toprak. diye geçiyordu. Bir kimsenin yerleştiği yere de vatan denir.’ diye eklemişlerdi. 

Yavaş yavaş da olsa fark ettim ki;

Türkiye benim vatanım. Benim canım, kanım. Benim varlığım. Dinim. Dilim. Anam babam. Ailem. Eşim, dostum, akrabam. Karış karış toprağıyla Türkiye benim her şeyim.

Ama çocuklarımın tek vatanı Türkiye değildi artık. Tek kimliği Türklük değildi. Türkiye’de doğmadılar, Türkiye’de doymadılar. Peki vatanı vatan yapan nedir? Orda doğmak mı, orda doymak mı? Ne tür bir göbek bağıyla bağlıyız vatan dediğimiz topraklara? Genler mi daha ağır basar, yoksa içe çekilen hava mı? Kağıt üzerindeki kimliğimiz bizi ne kadar ifade eder? Peki bugün övüne övüne ‘Türküm’ diyen çocuklarımız, yarın bir gün ‘Koreliyim’ derse nolur? Hikayedeki karga gibi mi olurlar gerçekten? 

Peki çocuklarımız Barış Manço gibi ‘Dünyalıyım’ derse nolur? Dünya için endişelenen, dünya geleceği için dertlenen bir Dünyalı olurlarsa nolur? İlla ‘Hemşerim esas memleket nire?’ diye soracak mıyız ısrarcı? 

‘Kardeşlik ve eşitlik üzerine uzun uzun nutuklar çekip

Niye senin derin benden koyu diye soran çok.

Kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken

Kalan dul ve yetim ne yer ne içer diye soran yok.

 

Barış garibim bulamadı çözümü oturdu etti bunca sözü

Gelin hep beraber anlaşalım diyen yok.

Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız

Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok.

 

Tek bir soru: Hemşerim memleket nire?

Dedim ya yahu, bu dünya benim memleket

Hayır anlamadın, hemşerim esas memleket nire?

Bu dünya benim memleket!

Tövbe, tövbe, tövbe...’

 

Mekanı cennet olsun...



Bu yazı 2501 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Songül saniye bağsız
25-06-2017 01:08:00
Çok güzel bir yazi olmuş. Elinize sağlık.. nerde yaşarsan yaşa, içinde vatan sevgisi varsa yanindakilerde bundan etkilenir.. ne mutlu sizlere ki vataninizi unutmamışsınız..

YORUM YAZ



9 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI