Bugun...
Reklam
Reklam
İdeal eşte aranan özellik

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Star Wars, Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi bulunduğumuz yüzyıla damgasını vuran fantastik filmler şimdiye kadar sadece Hollywood’dan çıktı. Uzun zamandır Kore sinemasından bir atak beklesem de, Kore, sinema hakkını dizilere devretmiş gibi şaşırtıcı bir oranda, fantastik dizi servis etmekte.

Son olarak fantastik dizi 도깨비/Goblin, orjinal konusu ile Koreli diziseverlerin ve belki de tüm dünya Kore fanlarının sempatisini kazandı. Gerçi fragmanlarına bakarak çok zorlama bir hikaye çıkacağını düşünmüş, Secret Garden, Heirs, Gentleman of Dignity ve Descendants of the Sun senaristine büyük bir haksızlık yapmıştım. “O da yaşlandı herhalde.” demiş, hakkında suizannlarda bulunmuştum. Halbuki efsane senarist bataryasını sonuna kadar şarj etmiş ve hemencecik dönmüş aramıza.

Daha seyretmemiş olanlar için dizinin konusundan biraz bahsedelim. Önceleri insan olan Kim Shin tanrıların birçok dostunu öldürdüğü için, ölümsüzlük cezasına çarptırılarak bir Goblin’(Cin-olağanüstü bir varlık)e dönüşür. Ölümlü bir hayat sürmesi için ihtiyacı olan tek şey fani bir gelindir. Bir gün daha annesinin karnındayken kurtardığı bebek, 18 yıl sonra ansızın karşısına çıkar. 18 yaşını daha yeni dolduran bu genç kız, ne zaman bir aleve üflese, Goblin’imiz istemsiz bir şekilde kendini bu genç kızın karşısında bulur. Meseleyi anlamlandıramayan Goblin’e kızdan bir açıklama gelir. “Ben senin gelininim. Seni seviyorum. Hadi evlenelim.” Goblin de evlenmek ister ama aradığı özel bir gelindir. Kimsenin görmediği kılıç yarasını görecek ve Goblin’in karnından kılıcı çekip çıkaracak bir gelin...

Bu şirin genç kızın parlayan gözleri, aradığı insanı bulduğunu sanan, evliliğe tam gaz hazırlanan gençlerin hayat dolu gözlerine benziyor. Öyle hayat dolu ki eşindeki kılıç yaralarının farkında bile değil. Malesef karpuz seçer gibi eş seçemiyor, kimsenin yarıp da kalbine bakamıyorsunuz. O yüzden evlilik gerçekten fantastik bir mevzudur. Alice Harikalar Diyarı! İşin büyüsüne kapılmışsanız ne desek boş. Dilerim evlendiğiniz adam gülyabani çıkmaz ve umarım evlendiğiniz kız cadının teki olmaz.

Dua ve dileklerle de mutlu bir yuva kurulabileceğine, nikahta keramet olabileceğine sonuna kadar inanan bir insan olsam da, kimsenin evlilik öncesi gelip de nasihat istememesi dikkatimi celbediyor. “Bir şey biliyoruz da konuşuyoruz!” demek istiyorum ben de. Lafla peynir ekmek gemisi yürümez diye mi düşünüyorlar yoksa evliliği çocuk oyuncağı mı zannediyorlar emin değilim. Belki de sadece sormaya çekiniyorlardır. Bu çekingen arkadaşlara belki bir faydam dokunur diye aldım yine elime kalemi:

Öncelikle genç hanımlara ütopik laflar edelim : Bugün eşiniz olan kişi yarın çocuklarınızın babası olacak, bu yüzden seçtiğiniz adam şefkatli, vicdanlı, insaflı ama bir o kadar da tutarlı, disiplinli, mantıklı biri olmalı. Kavga ederken ve öfkeliyken bile kontrolünü kaybetmeyen biri olmalı. Dürüst, açık, güvenilir olmalı. Anlayışlı olmalı, her kararınıza destek olmalı. Söz verdi mi sözünde durmalı. Size ve ailenize çok saygı duymalı. Her ortak kararınıza uymalı. Bir karar almadan önce sormalı. Aklı fikri sizde olmalı. Size ait hiçbir şeyi unutmamalı. Hayalkırıklığı yaşatmamalı. Yaşatırsa da özür dilemeyi bilmeli. Özür dileyebilmeli! İnsancıl olmalı. Ahlaklı olmalı. Azimli olmalı. Çok para kazanmasa da ekmeğini taştan çıkarabilmeli. Konuşmasını bilmeli, ağzı laf yapabilmeli. Süpriz yapmayı sevmeli. Hediye vermeyi bilmeli. Sevecen, konuşkan, esprili olmalı. Espriden, şakadan anlamalı. ( Olur da hakaret ederseniz “Şaka yapmıştım!” deyip geçiştirebilirsiniz. )  Hayata bakış açınız birbirine uymalı. Meseleleri iyi kavramalı, ne demek istiyorsunuz hemen anlamalı. Şifrelerinizi çözmeli. İleri görüşlü olmalı. Tabii ki bir de tamir işlerinden anlamalı. Ev işlerinde ve çocuk bakımında yardımcı olmalı.

Beylere gelince... Mutluluğu şartlara bağlamayan, hayata pozitif bakan, güzel olmasa da içten gülen, eve geldiğinizde sizi tebessümle saran, sorularla bunaltmayan birini bulun. Sizi çekecek kadar sabırlı, insaflı, vicdanlı, merhametli biri olsun. Kavga edince uzatmasın, 3 günü geçirmesin. Duygusal açıdan güçlü olsun. Size destek olsun. Ev işi bilsin, yemek bilsin, temizlik bilsin, hepsi lazım. Ütüyü aşkla yapsın. Kahvaltıyı şevkle hazırlasın. Matematikten de anlasın; çocukların ödevlerinde yardımcı olur. Fazla konuşmasın, fazla ilgi beklemesin, fazla naz yapmasın.(Burdaki fazla’nın derecesini siz belirleyin.) Kısacası kanaatkar olsun. Ahlaklı, iyi huylu, temiz kalpli olsun, olmuşken... Ser versin sır vermesin. Fazla küsmesin. Oturup kalkmasını bilsin. Misafir ağırlamayı sevsin. Kıskançlık krizlerine girmesin. Saygılı olsun. Ailenizi saysın, ailesi bilsin. Her lafa bir cevap vermesin. Susmasını bilsin. Sizden başkasını bilmesin. “Sadece eşim bilir” desin. Tutumlu olsun. Hesaplı olsun. Akıllı olsun. Neye ne kadar harcıyor bilsin. Kendine baksın. Bakımlı olsun. Çocuk mocuk derken sizi unutmasın. Çocuklarına düşkün olduğu kadar size de düşkün olsun.

Gökten kanatsız melek yağarsa, belki böyle birileriyle evlenirsiniz. Büyük ihtimalle ‘tamtamına’ böyle biri olmayacak. Bu yüzden size kısa yoldan bir sır vereyim: Böyle birini bulmak yerine, önce siz böyle biri olun! Kanatsız melek olun yani. Mutlu olmak için mutlu etmeye bakın. Bakın ‘işler’ ve ‘eşler’ nasıl da değişiyor...Bir şey biliyoruz da konuşuyoruz.

Aslında ideal eşte aranan en büyük özellik, bendeki kılıç yarasını görmesi ve onu ordan çekip çıkarmasıdır. Eşinizin hataları, kusurları, günahları ve derin yaraları olabilir. Kusurlara perde olmak, yaraları sarmak size kalmış. İşte bu da en zor olanı. Herkese kolay gelsin!



Bu yazı 1899 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



1 + 3 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI