Bugun...
Reklam
Reklam
Herkesin İlk Tecrübesi: Hayat!

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Dizi konusu olarak anlaşmalı evlilikler bitmek bilmeyen bir klişedir. Bir sebepten evlenip de aynı çatı altında yaşayan çift nikahın kerametiyle zaman içinde birbirlerini severler. Sonra bir sebepten senarist ayırır onları. Sona doğru sahte evlilik yerine gerçek bir nikah yapıp dünya evine girerler.

Bu anlaşmalı evlilik furyasına yeni bir dizi daha katıldı. Ama bu dizi biraz başka. Karakterleriyle olsun, diyaloglarıyla olsun, bu dizinin farklı bir havası var. Görür görmez farkettiğim başrollerdeki ‘Japonluk’ diziye önyargılı yaklaşmama sebep olsa da, dizinin gidişatı diziye tekrardan ısınmama vesile oldu. ‘We married as a job’ Japon dizisinden esinlenildiği söylenen ‘Because this is my first life’ dizisinin konusuysa kısaca şöyle:

Nam Se-hee IT sektöründe app dizayn şirketinde maaşı gayet iyi olan duyarlılığınıysa kaybetmiş bir adamdır. Robot gibi yaşar. Her şeyi mantığıyla çözer. Çevresindekilerin duygu ve düşüncelerine değer vermez. Tek arzusu 2048 yılında bitecek olan evinin taksitlerini ödemektir. İhtiyarlığını huzur içinde kedisiyle evinde geçirmek ister. Bunun için de ek gelir olarak bir kiracıya ihtiyacı vardır. Yalnız erkek kiracılarından bıkmıştır. Evine yanlışlıkla aldığı yeni kiracısıyla ilk günlerde karşılaşmaz. Lakin bu titiz kiracısından çok etkilenir ve kira sözleşmesini şahsı görmeden imzalar.

Kiracının bayan olduğu ortaya çıkınca ve bu durum annesinin hoşuna gitmeyince işler karışır ve nihayetinde iki tarafın da anlaşmasıyla iş nikah masasına kadar varır. Bayan kiracı güzel bir evde kafası rahat bir şekilde yaşamak istemektedir. Ev sahibiyse 2048 yılına kadar güvenebileceği titiz bir kiracı. Anlaşma basittir. Ev için evlenirler.

Yalnız birçok çift gibi evlilik müessesesini bu çiftimiz de hafife aldığından başlarına ne iş açtıklarının farkında değillerdir. Başrollerimiz üstlerine yapışan rollere iyice alışırlar; istemeden de olsa hanımlık ve kocalık yapmaya, yavaş yavaş ‘biz’ olmaya başlarlar. Biz olmaksa her daim keyifli olduğu kadar sancılıdır.

Bu sancılı dönemi, bu sancılı hayatı öyle güzel özetlemiş ki dizi. Başlığından bile anlaşılıyor: Başrol erkeğin kızı teselli etmek maksadıyla söylediği bu basit kelimeler içinde çok şey barındırıyor bana göre.

Biz bebeklere ve hatta çocuklara çok anlayışlı yaklaşabiliyoruz. Hata yaptıklarında çocuktur yapar diyor, üstünde durmuyoruz. Çünkü onlar için her şey yeni, her şey ilk. Ergenlikte yavaştan kızmaya başlıyor, daha sonraki yaşlardaysa kimseyi affetmiyoruz. “Bu yaşa gelmiş hala böyle yapıyor!” diye kınayabiliyoruz insanları. Halbuki hepimiz 17’mize ilk defa giriyoruz. 40’mıza ilk defa. 60, 90... Hep bir şeyler farklı olacak gibi ama değil aslında... Nasıl yeni doğan bir bebek her şeyle yeni karşılaşıyorsa, biz de öyleyiz. İlkokul ilk defa. Ortakokul-lise-üniversite ilk defa. İş sahibi olmak ilk defa. Evlilik ilk defa. Ebeveyn olmak ilk defa. 2. Çocuk, 3. Çocuk ilk defa. Torun ilk defa. 2. torun, 3. torun ilk defa. Boşanma, hastalık, kaza, türlü türlü sorun hep ilk defa. Her deneyim bize bir şeyler katıyor, bu doğru. Ama hiçbir zaman hayat hakkında profesyonelleşemiyoruz. Her durum kendi özelliğiyle çıkıyor karşımıza. “Bak ben çok farklıyım. Benimle başa çıkamazsın” der gibi pis pis sırıtıyor arsızca. Ve biz 40 yaşın, 60 yaşın, 90 yaşın olgunluğuyla mukabele etmek zorunda hissediyoruz kendimizi. Halbuki her durum yeni. Tüm tecrübelerimize rağmen her durum, bambaşka bir durum. Her birinin karşısında tamamen aciz hissetmek, cahil hissetmek çok normal. Fakat kendimize ve çevremizdekilere acımıyor, beklentiyi yüksek tutuyor, yaşın gerektirdiği olgunlukla duruma müdahaleler istiyoruz. Halbuki herkes için bu hayat bir ilk.

Eğer sizin de hayatınız ilkse, reankarnasyona inanmıyorsanız, kendinize ve çevrenize çok da fazla yüklenmeyin, haksızlık etmeyin. Herkes için ilk işte. Kimse pek ne yaptığını bilmiyor yani. Herkes deneye deneye bir şeyler yapmaya çalışıyor işte... Ama reankarnasyona inanıyorsanız, size göre bu sizin 2. ya da 3. hayatınızsa, biz insanlık olarak sizden biraz olgunluk bekliyoruz açıkçası...



Bu yazı 1533 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 3 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI